Sigara üzerine resimli uyarı da geliyor

19 06 2009
Sigara üzerine resimli uyarı da geliyor

Türkan Al – Güliz Demircan Yücel’in haberi

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK), Tütün Mamullerinin Zararlarından Korumaya Yönelik Üretim Şekline, Etiketlenmesine ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapıyor.

Yeni düzenleme ile sigara ve tütün mamullerinde yazılı uyarıdan sonra resimli uyarı da devreye girecek. Resim ve yazılardan oluşacak birleşik uyarılar, piyasaya arzına izin verilen dumansız tütün mamulleri dışında kalan tüm tütün mamulu paketlerinin en çok görülebilen geniş ön yüzeyinde, yüzeyin üst seviyesinden kapak açım ya da bandrol bitim noktasından başlamak üzere yerleştirilecek.

Birleşik uyarılar, içerdiği metinsel veya görsel bileşenlere hiçbir şekilde müdahale etmeyecek biçimde genişliği 3 mm’den az ve 4 mm’den daha büyük olmayacak siyah sınır çizgisi ile çerçevelenecek.

Birleşik uyarılar, sınır çizgisi ile birlikte toplam yüzeyin en az yüzde 65′ini kaplayacak.

En çok görülebilen geniş ön yüzey, önden açılan sert paketlerde paketin açıldığı yüzeyi, yuMuşak paketlerde ise en çok görülebilen yüzeylerden herhangi birini ifade edecek.

-PAKET AÇILDIĞINDA ZARAR GÖRMEYECEK-

Farklı paket tiplerinde ise birleşik uyarının uygulanacağı en çok görülebilen geniş ön yüzey, başvuruların değerlendirilmesi sırasında Kurum tarafından belirlenecek.

Birleşik uyarılar yer aldığı yüzeyin üst köşesine paralel olacak şekilde ve yüzeyde bulunan diğer bilgiler ile aynı yönde konumlandırılacak. Bu uyarılar sabit ve silinemez olarak basılacak. sigara dışındaki tütün mamullerinde de sökülemez nitelikte olması şartıyla yapıştırılabilecek.

Birleşik uyarılar, tütün mamulleri paketlerinin en çok görülebilen geniş ön yüzeyinde dönüşümlü olarak bulunacak.

Firmalar, üretim ve ithalat programlarını birleşik uyarılardan her birinin 14 aylık dönem içerisinde yüzde 5 ve yüzde 9 arasında ve mamullerin her bir çeşidinde ayrı ayrı görünmesini sağlayacak şekilde planlayıp, uygulayacak.

Birleşik uyarılarda mavi, kırmızı, sarı ve siyah renkler kullanılacak. Uyarıların metinsel veya görsel bileşenlerinin görünürlüğü, bandrol, pul, fiyat etiketi veya diğer unsurlarca engellenemeyecek.

Birleşik uyarılar, yer aldığı yüzeyde paketin açılması ile zarar görmeyecek şekilde yerleştirilecek.

Birleşik uyarılardaki metinler Türkçe olarak yazılacak, yabancı terimlere yer verilmeyecek, helvetica yazı tipiyle basılı olacak, ilk harf hariç küçük harf kullanılacak.

-14 RESİM SEÇİLDİ-

Bu arada TAPDK, birleşik uyarılar için 14 resim ve bunlarla ilgili uyarı yazısı belirledi.

Firmalar, kurallar dahilinde sigara paketlerinde dönüşümlü olarak bu resimlere ve uyarı metnine yer verecek.

1 Ocak’ta piyasada satışta olan bütün sigara ve tütün mamullerinde birleşik uyarılar bulunacak.

TAPDK’nın belirlediği birleşik uyarılarda şu metin ve buna ilişkin resimler yer alacak:

-sigara/Tütün içenler genç yaşta ölür. (Morgda bir ölü resmi)

-sigara/Tütün içmek damarları tıkar, kalp krizine ve felçlere neden olur. (Kalp krizi geçirip, müdahale edilen bir hasta)

-sigara/Tütün içmek ölümcül akciğer kanserine neden olur. (sağlıklı ve kanserli bir akciğer)

-Hamile iken sigar/tütün içmek bebeğe zarar verir. (Bebek resmi)

-Çocukları koruyun: Dumanınızı onlara solutmayın. (Maskeli bir çocuk)

-sağlık kuruluşları sigarayı/tütünü bırakmada size yardımcı olabilir. (Doktor ve hastası)

-sigara/Tütün içmek yüksek derecede bağımlılık yapar, başlamayın. (sigara bağımlısı)

-sigarayı/Tütünü bırakmak ölümcül kalp ve akciğer Hastalıkları riskini azaltır. (efor testinde bir hasta)

-sigara/Tütün içmek ağrılı ve yavaş bir ölüme neden olabilir. (Ölüm döşeğindeki bir hasta)

-sigarayı/Tütünü bırakmak için Doktorunuzdan ve size en yakın sağlık ocağından yardım isteyin. (Yardım eli)

-sigara/Tütün içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur. (Yatakta birbirine küsmüş 2 genç)

-sigara/Tütün içmek cildin erken yaşlanmasına neden olur. (Kırışmış 2 el)

-sigara/Tütün içmek spermlere zarar vererek doğurganlığı azaltır.(Puseti boş kalmış bir kadın)

-sigara/Tütün dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur. (Solunum cihazına bağlanmış bir genç)

Kaynak: Haber7





Beşiktaş-Sivas, play-off oynayabilir

24 05 2009

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/842820090321082741775.jpg
“Beşiktaş-Sivas, play-off oynayabilir

Geçtiğimiz sezonun sonunda da benzer bir durum ortaya çıkmıştı ve benzer bir senaryoyu bu sütunda okumuştunuz: 2007-08 sezonu 34’üncü haftasında Fenerbahçe Trabzon’a kaybetmese, Beşiktaş Manisaspor’u 6-0, Sivas da Gençlerbirliği’ni 4-2 yenseydi; Beşiktaş ve Sivas’ın puanları, averajları, attıkları/yedikleri gol sayıları bire bir eşit olacaktı. 73 puanda buluşan iki takımın ligdeki müsabakaları da 2-1 ve 1-2 neticelendiği için aralarında oynadıkları maçlarda da birbirlerine üstünlükleri söz konusu değildi… Yani sezon sonu puan durumunda, hiçbir enstrümanla birbirinden ayırt edemediğimiz ikiz takımlar çıkacaktı ortaya…

Dostumuz Fırat İşbecer uyardı, bu sezon sonu puan durumunda da Beşiktaş ve Sivas için yine böyle bir ihtimal gözüküyor: Beşiktaş kalan maçlarını 0-0 ve 1-0; Sivas da 3-2 ve 4-2’lik sonuçlarla tamamlarlarsa; iki takım 69 puan, 29 averaj ve 57 golde dengeleniyorlar! Üstelik geçen sezon gibi bu yıl da aralarındaki maçlarda denge var (1-1 ve 1-1)…

Turkcell Süper Lig Müsabakaları Statüsü Madde 11, bu tarz bir eşitlikte (ekiplerden birinin hükmen yenilgisi de yoksa) söz konusu iki takımın tarafsız sahada tek bir play-off maçı oynamasını öneriyor… Yani mesela Beşiktaş G.Saray’la 0-0 berabere kalır, Denizli’yi 1-0 yenerse; Sivas da kalan iki maçından 3-2 ve 4-2’lik galibiyetlerle ayrılırsa; Haziran’ın ilk günlerinde, muhtemelen İzmir’de 50 bin taraftarın önünde şampiyonun belirleneceği bir Beşiktaş-Sivas ekstra play-off maçına hazırlıklı olun!

Şeytanın avukatı 1

Tabii biraz uzak bir ihtimal gibi gözüküyor veya bir bakıma şeytanın avukatlığını yapıyoruz ama, söz konusu eşitlik 2 değil de 3 takım arasında oluşursa ne olacak? Statüde böyle bir ihtimalden bahsedilmemiş ama sanırız söz konusu 3 takım kendi aralarında tek maçlı lig usulü bir ekstra play-off oynayacaklar… (Bu 3 maçın sonunda denge hâlâ bozulmazsa, mesela 3 karşılaşma da berabere biterse ne olacağını sormayın, onun cevabını bilemiyoruz!)

Şeytanın avukatı 2

Bir de şu sorunun cevabını bilemiyoruz: Eğer puanları/ikili averajları/genel averajları/attıkları gol sayıları aynı olan takımlar, şampiyonluk/Avrupa kupaları ya da küme düşme yarışı içinde olan ekipler değilse ne olacak?

Örneğin Eskişehirspor kalan iki maçını 1-0 ve 0-0, Ankaraspor da 4-0 ve 3-4’lük skorlarla tamamlarsa; iki takım 43 puan, 0 averaj ve 43 golde dengeleniyorlar… İki takım arasındaki maçlar da 2-0 ve 0-2 bittiği için ikili averajda da eşitlik söz konusu… Şimdi 34’üncü haftanın sonunda 43’er puanla ligi bitirmiş, Avrupa kupalarına kalamamış, küme de düşmemiş bu iki takımın yeri 9’unculuk mu yoksa 10’unculuk mu olacak diye ekstra play-off mu oynanacak? Şu anki statüye göre cevap; “Evet, oynanacak”  gibi gözüküyor…”

haber7





Fethullah Gülen’e niye düşman oldu?

11 04 2009

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/817720090105123003970.jpg

Metinde “Fethullahçı” kocanın kusurları şöyle sıralanıyor: “. … kâbus başladı… barların altını üstüne getirdiğiniz adam, Ramazanda içki içen, dünyanın en bohem adamı, Kuran’ı elinden düşürmüyor, 5 vakit namaz kılıyor…” Ayşe Arman kendisine baskı yapıp yapmadığını soruyor:”Sizden dini kurallarına uygun olarak yaşamanızı istedi mi?

-Yok hayır. Ama ruhen iki ayrı uca yuvarlandığımızı hissettim. Bana, “Sana asla kapan demem. Dinde zorlama yoktur. Benim görevim bunları sana anlatmak, ister yaparsın, ister yapmazsın!” diyordu.” Arman da kocanın kötülüğü(!) hakkında ikna olmuyor. Ve “Ne alaka…” ve “Tüm bu hikâyede sizi en çok rahatsız eden şey ne?” sorularıyla şaşkınlığını ifade ediyor. Kadının önyargılarıyla fark etmeden bahsettiği kötü kocanın tek suçu evine çoluk çocuğuna bağlı, bar, gece kulübü gezmeyen, CentralPark’ta Türk günü düzenleme gibi sosyal aktivitelere katılan bir koca tipi. Ama kadının tutkuları, çok farklı bir atmosferi işaret ediyor. Kötülemelerle aslında kocasını methettiğinin farkında değil. Fethullah Hoca düşmanlığı sınır tanımıyor. Şunları söylüyor: “Bu kadar iyi olmalarının sebebi nedir? Neden dünyanın her yerinde okullar açıyorlar, neden küçücük çocukları topluyorlar, dini eğitim veriyorlar… CentralPark’ta Türk günü yaptılar mesela. Türk günü yapmak onlara mı kaldı? …”

Kadın o kadar öfkeli ki “büyüklerinin elini öpen saygılı bir çocuk” olmasından korkuyor ve şunları diyor: “Ya çocuğumun uyuşturucu kullanan arkadaşları olursa, çocuğuma musallat olurlarsa, diye korkar ya, benimki de o hesap. Resmen uyuşturucudan beterler…” diyor. Ayşe Arman’ın bu önyargılı kadının yanında eşiyle de görüşmüş olmasını kadını çıldırtan kötülüklerini(!) sorgulamasını temenni ederdik.

Ama yine de Fethullah Gülen’e düşman olanların “okulları gezmeden, kimseyi tanımadan, faaliyetleri görmeden düşman olabilme psikolojisini” açığa çıkardığı için Arman’a teşekkür etmek gerek.

İşte röportajın tam metni:

Kocamı Fethullahçılara kaptırdım oğlumu asla vermeyeceğim!

Leyla T., New York’ta yaşayan 36 yaşında bir reklamcı. İstanbul’da halkla ilişkiler yaparken bir ressama aşık oluyor ve onun peşinden New York’a gidiyor. Evleniyorlar, bir de oğulları oluyor. Ama günün birinde peri masalı bir kabusa dönüşüyor. Bakın Leyla T., olanları nasıl anlatıyor…

Sizi tanıyabilir miyiz?

- Ben Leyla T. 12 yıldır Amerika’da yaşıyorum.

Ne münasebetle…

- 24 yaşındayken, New York’ta yaşayan bir Türk ressama âşık oldum. Annemlere “Amerika’ya tatile gidiyorum” dedim, İstanbul’daki hayatımı geride bıraktım ve buraya yerleştim.

Çok mu yakışıklıydı, çok mu karizmatikti, çok mu şefkatliydi, çok mu varlıklıydı? Sizi kimse onun kadar sevmedi mi? Nedir?

-Kafa olarak mükemmeldi. Türkiye’de ya erkek arkadaşınız olur ya sevgiliniz. Bir türlü, ikisi aynı insanda birleşmez. Ben şanslıydım, hem en yakın arkadaşım hem sevgilimdi, gözüm kapalı geldim.

Hemen mi evlendiniz?

-Evet. İyi bir sosyal hayat, sanatçı bir çevre, sergiler, davetler enstelasyonlar… Rüya gibiydi her şey. Evliliğimizin 3. yılında bir de oğlumuz oldu. Ne kadar mutluyuz diyor, sürekli şükrediyordum ki kâbus başladı. Eşim 5 vakit namaz kılan bir adam oldu.

Ne alaka?

-İşte sorun da bu. Ramazanda içki içerdi, dinden uzak dururdu ama Fethullahçılarla tanışınca, inanılmaz bir değişim yaşadı. New York’ta yaşayan pek çok Türk, Fethullahçılardan rahatsız. Eşim dahil hepimiz, “Bunlar ne yapmaya çalışıyorlar? Neden kapı kapı dolaşıyorlar? Karşı bir dernek mi kursak? Öyle mi yapsak, böyle mi yapsak?”derken; biri eşime, “Sen savaş açtın ama bu insanları tanımıyorsun, gel bir gör!” demiş. Gidiş o gidiş. 1-3-5 derken, “Çok iyi niyetli insanlar, ben yanılmışım” demeye başladı, toplantılarına düzenli gider oldu. Ruhunu dinlendiriyormuş, yoga yapıyor gibi hissediyormuş, bir tür meditasyonmuş, insanın kendi dinini öğrenmesinin nesi kötüymüş. Evin içinde Fethullah Gülen’in dergilerini, kitaplarını okuyor, DVD’lerini izliyor…

Siz ne yaptınız?

- Kendinizi benim yerime koyun, birlikte Soho’daki bütün barların altını üstüne getirdiğiniz adam, dünyanın en bohem adamı, Kuran’ı elinden düşürmüyor, 5 vakit namaz kılıyor ve “Allah için yapıyorum” diyor. Kafayı yiyecektim! Tamam ben de Allah’a inanıyorum ama ondaki bu 180 derecelik değişim beni korkuttu, öfkelendirdi, üzdü. Bir de kendimi aldatılmış hissettim, hayatını dinin esaslarına göre yönlendiren bir adam isteseydim, gider bir imamla evlenirdim.

Sizden dini kurallarına uygun olarak yaşamanızı istedi mi?

-Yok hayır. Ama ruhen iki ayrı uca yuvarlandığımızı hissettim. Bana, “Sana asla kapan demem. Dinde zorlama yoktur. Benim görevim bunları sana anlatmak, ister yaparsın, ister yapmazsın!” diyordu. Bir de, vaaz veriyor yani! Bilmem ne suresinde bu yazıyormuş, bilmem ne suresinde şu yazıyormuş.

Arkadaşları peki? Onlar ne dedi?

-Acayip dalga geçtiler. Her gittiğimiz yerde “Aaa sen Fethullahçı olmuşsun!” dediler. “Ne alakası var! Ben Fethullahçı değilim. Dinle ilgili bilgiler veriyorlar, gidip öğreniyorum” dedi durdu.

Kaç zamandır aynı şekilde devam ediyor?

-3 sene oldu. Ben tabii ruhsal çöküntü yaşadım, depresyon tedavisi gördüm. Anlamını kaybetti her şey. Bana kalkıp, “Atatürk alfabeyi niye değiştirdi?” diyor, “Bütün devrimleri neden tepeden inme yaptı, halk hazır değildi.” Sinir oluyorum. Çünkü evimde bu tür şeyleri tartışmak istemiyorum. Hala kızıyor bana, neden bu kadar tepki gösteriyormuşum, neden abartıyormuşum. Çok eğitimli tiplermiş…

Siz tanıştınız mı?

-Bir kısmıyla mecburen. Bizim oturduğumuz yerdeki derneğin ismi Tamef. 25 yaşlarında üniversite mezunu çocuklar çalışıyor. Hepsi eğitimli, İngilizceleri de çok iyi. Oğlum yaşındaki çocuklara yöneliyorlar…

Nasıl yani?

-Forma veriyorlar, futbol oynattırıyorlar, yaz kamplarına götürüyorlar. E tabii 9- 10 yaşındaki çocuklar bu tür faaliyetlere deliriyor. New York dışında, 15 gün orman içinde kamp. Çocuğun umurumda değil Fethullah’ın kampı olması, gitmek istiyor. Benim oğluma da kafayı taktılar. Formalar, eşofmanlar, çantalar. Kesinlikle “Hayır!” dedim.

Tüm bu hikâyede sizi en çok rahatsız eden şey ne?

-Bakın, benim kocam camiye gitseydi ve caminin hocasından böyle bir eğitim alsaydı ondan nefret etmezdim, onu suçlamazdım. Ben Fethullahçıların ne niyetle bu hizmetleri verdiklerini bilmiyorum. Bu kadar iyi olmalarının sebebi nedir? Neden dünyanın her yerinde okullar açıyorlar, neden küçücük çocukları topluyorlar, dini eğitim veriyorlar…

Okullarını gördünüz mü?

-Hayır ama o okullara devam edenleri gördüm. Bir arkadaşımın çok yaramaz bir oğlu vardı, Brooklyn’deki okula gitti, şimdi beyni alınmış gibi, karşılaştığı her büyüğün elini öpmeye çalışıyor. Tuhaf bir çocuk yarattılar, sanki çocuk değil, makine. Fethullah Gülen’e baktığınız zaman Afrika’da okullar, Uzakdoğu’da okullar, bir sürü yazı okuyorsunuz, hikaye dinliyorsunuz, tabii tedirgin olacaksınız…

Tüm bunları kocanıza anlatınca ne diyor?

-”Sen zannediyorsun ki biz o toplantılarda, ‘Vatan nasıl satılır?’ diye konuşuyoruz, bunun planlarını yapıyoruz, alakası yok!” diyor, “Neden önyargılısın, neden onların kötü olduklarını düşünüyorsun?” Sonra vaaza başlıyor, “Fethullah Hocamız şöyle diyor, böyle diyor…” O, öyle dedikçe ben çıldırıyorum. Bir tek iyi şey var: İşleri yoğunken, sergi-mergi, onlarla istediği kadar çok görüşemiyor, o zaman biraz olsun normale dönüyor.

Evliliğiniz ne durumda?

-Tabii ki vazo kırıldı, eskisi gibi değiliz. Ben antidepresanlara devam ediyorum.

Bütün bunları bir gazeteciye niye anlatıyorsunuz?

-Çünkü bizi rahat bıraksınlar istiyorum! İnanılmaz organizasyonlar yapıyorlar. CentralPark’ta Türk günü yaptılar mesela. Nereden buluyorlar o parayı? Türk hükümetinden fon aldıkları doğru mu? Ben öyle Türk günü de istemiyorum. Bütün kadınlar kapalı. Türklük bu mu? Türk günü yapmak onlara mı kaldı? Her yerde niye karşımıza çıkıyorlar? Hani insan,”Ya çocuğumun uyuşturucu kullanan arkadaşları olursa, çocuğuma musallat olurlarsa” diye korkar ya, benimki de o hesap. Resmen uyuşturucudan beterler. Eve telefon açıyorlar, “Leyla Hanım, bilmem nerede kurban kesilecek, bize yardım etmek ister misiniz?” diyorlar. “Hayır!” diyorum, “Bize katılmak ister misiniz, hayır işi yapacağız?”"Hayır” diyorum, “Niye öyle diyorsunuz, gelin tanışalım, sizi ağırlayalım, bizi yakından tanıyın” diyorlar. Yine “Hayır!” diyorum. İnanılmaz yüzsüzler, hiç yılmıyorlar. Sinir bozucu olan da şu: Hep terbiye sınırındalar. Ama ben onlarla savaşacağım. Kocamı Fethullahçılara kaptırdım, oğlumu asla vermeyeceğim!

Hürriyet-Zaman





26. hafta sonuçları ve puan durumu

5 04 2009

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/751620090405082714944.jpg
26. hafta yine nefes kesen maçlara sahne oldu. Ligin altında ve üstünde kıyasıya bir çekişme yaşanıyor. İşte sonuçlar ve puan durumu:

Turkcell Süper Lig’in 26. hafta maçlarında, zirve mücadelesi veren Trabzonspor, konuk ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile golsüz berabere kaldı.

Fenerbahçe, konuk ettiği Eskişehirspor’u 2 – 1 yenerek puanını 47′ye çıkardı ve averajla 3. sıraya yükseldi.

Ligde kalma mücadelesi veren Antalyaspor, 1 – 0 geriye düştüğü ve 10 kişi kaldığı maçta Gençlerbirliği’ni 4 – 2 yenerek çok önemli bir galibiyete imza atarak 3 puanın sahibi oldu. Düşme potasında bulunan Ankaragücü ile Kocaelispor arasındaki zorlu 90 dakikada gülen taraf ise ev sahibi Ankaragücü oldu. Başkent ekibi maçı 4 – 0 kazanarak haftalar sonra 3 puanla tanıştı.

26. hafta yarın oynanacak Gaziantepspor – Galatasaray karşılaşmasıyla tamamlanacak.

Turkcell Süper Lig’de gol krallığı yarışmasındaki sıralama ise şöyle;

17 Gol: Milan Baros (Galatasaray)
16 Gol: Taner Gülleri (Kocaelispor)
13 Gol: Mehmet Yıldız (Sivasspor)
11 Gol: Tabata (Gaziantepspor), Souleymane Youla (Eskişehirspor)

Turkcell Süper Lig’in 26. haftasında alınan sonuçlar, son puan durumu ve 27. haftanın maçları şöyle;

TOPLU SONUÇLAR

Ankaraspor – Bursaspor 0 – 2
Konyaspor – Hacettepe 2 – 0
Denizlispor – Sivasspor 0 – 2
Beşiktaş – Kayserispor 1 – 0
Antalyaspor – Gençlerbirliği 4 – 2
Ankaragücü – Kocaelispor 4 – 0
Trabzonspor – İstanbul BB 0 – 0
Fenerbahçe – Eskişehirspor 2 – 1

Yarın

20.00 Gaziantepspor – Galatasaray

PUAN DURUMU

kullan

27. HAFTANIN PROGRAMI

10 Nisan Cuma

20.00 Kocaelispor – Beşiktaş

11 Nisan Cumartesi

13.30 İstanbul BB- Gaziantepspor
13.30 Bursaspor – Ankaragücü
15.15 Sivasspor – Antalyaspor
19.00 Hacettepespor – Trabzonspor

12 Nisan Pazar

13.30 Gençlerbirliği – Konyaspor
13.30 Kayserispor – Denizlispor
13.30 Eskişehirspor – Ankaraspor
19.00 Galatasaray – Fenerbahçe





Polat Alemdar’dan Derin İpuçları

1 04 2009

http://www.haberturk.com/2009/04/01/kuturesim/necatisasmazk.jpg

Kurtlar Vadisi dizisinin Polat Alemdar’ı Necati Şaşmaz, Saba Tümer’le Bu Gece programının 1. yaş gününde Saba Tümer’e konuk oldu. Necati Şaşmaz, Polat Alemdar, Kurtlar Vadisi ve kendisi ile ilgili merak edilenlere yanıt verdi.

İskender ne olacak?

Saba Tümer, diziyi izleyenlerin en merak ettiği konuyu Necati Şaşmaz’a sorduğunda “Bunu bir kere bir panelde bana sormuşlardı, ‘Bir buçuk olunca yiyeceğim’ demiştim. Bilemiyorum. Stok senaryo çalışmıyoruz. Ucu ucuna bilgi sahibi oluyoruz.” şeklinde biraz esprili bir yanıt aldı. ‘Gündemi yakalamak için mi bu şekilde çalışılıyor?’ sorusuna da Şaşmaz, “Onun da etkisi var, arkadaşlarımız izleyip de yazmayı seviyor” yanıtını verdi.

Muro

Necati Şaşmaz, dizinin bir diğer sevilen karakteri Muro için de “Şu anda Polat’ın şemsiyesi altında. Polat’ın ve Muro’nun çıkarları açısından böyle ama ara sıra kaçıyor. Kaçınca da bulup getiriyoruz.” dedi. Şaşmaz, Muro’yu oynayan Mustafa Üstündağ ile de iyi anlaştığını sözlerine ekledi.

“Derin gönül işleri”

Diziye verilen aranın ardından çekilen yeni bölümlerde Polat’ın bir ilişki yaşaması ve buna gelen tepkilerin anımsatılması üzerine Necati Şaşmaz şunları söyledi: “Nasreddin Hoca hikayesi gibi bir şey. Hani devenin üzerindeki dede ve torunu…Çocuk devenin üzerindeyken ‘Yahu küçücük çocuk devenin üzerinde, yaşlı adam yürüyor, dede devenin üzerindeyken ‘Küçücük çocuk yürüyor…’ deniliyor. Biz bir sürecin içindeyiz. Daha önce başka türlü eleştiriliyorduk. Bir zamanlar ‘Aa bu erkek dizisi’ derken şimdi birkaç tane kadın koyuyorsunuz, tersini söylüyorlar. Aslında senaryo matematiği içinde anlatılan hikayelere bakmalıyız. Az sabır gerekir. Elif zamanında da ‘Çıkartın bu kızı’ diyorlardı. Aslında hep olagelen bir şey bu. Bir süre sonra da çok seviyoruz Ebru’yu diyeceklerdir. “

Ebru’ya evlenme teklifi

Polat Alemdar’ın Ebru ile ilişkisini ise Necati Şaşmaz şöyle anlattı: “Annesinin  baskısı ve ölüm döşeğinde son isteği…Uzun zaman sonrasında aşk paylaşımı -aşk değil- yaşadığına inandığı birisi Ebru. Elif’i gömmesi gerekiyordu belki de. Artık yeni bir hayatın gölgesine girdi. Elif kadar büyük değil. Evet hoşlanıyor. Ama anne isteği ön planda. Büyük aşk sezinlemiyorum ben senaryodan.”

Annem isterse her şeyi yaparım

Polat Alemdar’ın yaşadığı bu durumu Necati Şaşmaz’ın kendi hayatında da yaşaması halinde ne yapacağı sorusuna “Annem isterse her şeyi yaparım” yanıtını veren Necati Şaşmaz, evleneceği kişinin hem seveceği hem de iyi bir eş ve iyi bir anne olması gerektiğini söyledi.

Hiç aşık olmadım

Kendisine sürekli aşkla ilgili sorular sorulduğunu ancak hiç aşık olmadığını söyleyen Necati Şaşmaz aşkı da “Aşk karadelik gibi bir şey. O karadeliğin ardında olan bir şey. Ama herkes oraya gitmeye cesaret edemiyor. ” şeklinde tarif etti, kadını cazip kılan şeyin ailesine bağlılığı olduğunu söyledi.

İlk bölüm unutulmaz

Kurtlar Vadisi’nde en sevdiğiniz bölüm hangisi sorusuna Şaşmaz,  “İlk bölümü çok severim. Her şey orada başladı. Ama ben oynamadım o bölümde. Sadece bir resim vardı. İkinci bölüm ben girdim.” yanıtını verdi.

Bundan sonra dizi değil film

Necati Şaşmaz bundan sonra yapacaklarına ilişkin de ipuçlar verdi: Şu anda Kurtlar Vadisi’nde oynuyorum. Dizi bitinceye kadar başka bir dizide oynamam mümkün değil. Sinema teklifi gelirse olabilir. O da yaz döneminde olabilir. Bir teklif ya da bizim ürettiğimiz bir şey olursa bakarız. Kurtlar Vadisi hikayesi oldukça gidebilecek bir dizi. Bittikten sonra dizide değil bir filmde oynamayı düşünüyorum ve kendi sesimi kullanmak istiyorum. “

HABERTURK.COM